Barış Üzerine...
- Gülay Öztürk

- 3 May 2021
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Nis

Öz'ümdeki eşsiz varlık senin içinde olan o benzersiz varlığı selamlıyor, kısaca; Nameste. Tek bir kelime ne büyük bir anlam barındırıyor.
Öz'ümüzle bağımızı yitirdiğimizde kaybolmuş hissederiz.Böyle zamanların dış dünyaya yansımasıysa öfke, gerilim, fiziksel olmasa bile pasif şiddet ve kendimizle, dünyayla kopukluk...
Testinin içinde ne varsa dışarı o sızar demesi o yüzden Rumi’nin, içerde ne varsa dışarı o yansır. Tüm şiddet olaylarının kıvılcımı o olaya sebep olan kişilerin kalplerinde ve zihinlerindeki savaştır aslında.
Sizde deneyimlemişsinizdir, yargılamak bedendeki enerjiyi tüketir; öte yandan öfke; neyin doğru neyin yanlış olduğuna, neyin bize iyi geldiği ya da gelmediğine ilişkin güçlü bir işarettir. Yargı karşıt fikirlerin de olabileceğini kabul etmez, karşı tarafı anlamaya çalışmaz, içinde ötekileştirme, ayrı görme vardır, kulakları sağır, kalple bağı yıkıktır, sadece tek taraflı bir monologtur eğer dillendirilmemişse. Buna bir de kıyaslama, kendini üste taşıyarak iyi hissetme hali eşlik ederse cehennem ateşinin daha yakıcı olması kaçınılmazdır.Kendi hayatını yeterli görmeyen kişi diğerlerini yargılayarak geçici bir iyi hissetme hali yaşayabilir.Yargıyla karşımızdakinin içindeki eşsiz olanı yok saydığımız gibi kendi özümüzle de bağımızı keseriz. Yargılamak fiziksel şiddete zemin hazırlayan pasif şiddetin tohumudur.
Yaşamda mükemmellik aramak bir özlem, sadece barışı istemek hayalperestlik, kötülükleri gözardı etmek saflık. Herşey karşıtıyla varoluyor ve yaşam karşıtlıklarla bütünlük kazanıyor. Biz sadece kendi duygularımızın ve düşüncelerimizin sorumluluğunu alabiliriz. Dünyadaki barış istiyorsak buna kendi kafamızın içindeki savaşı durdurarak başlayabiliriz. Öfkeyi bir navigasyon gibi yeni rota oluşturmak için kullanabiliriz, yapıcı eleştrilerde bulunabilirz. Ama hiç bir şey yapmadan kendinizi yargı halinde buluyosanız bunun üzerine bi düşünün? Gerçekten işe yarıyor mu?

Yorumlar